All posts tagged: Featured

Bazı Kuşlar

Yeşil Sabun Kokan Irmak Kenarı Esperanza – Arjantin * Sağımın ve solumun aynı oranda yeşile kestiği, bol rampalı ama bol ‘yaşamak’lı bir yolda mayalandım bugün. Nefisti… Çok yaşlı bir terzinin elinden çıkmışçasına biçimli, kadife bir yol seriliydi önümde ve yeşilin kaç tonu olabileceği sorusundaydı aklım. Kanıyor öyle… Bazı Kuşlar Gitmek geldiğinde kalamazsın…

Bozkırda Aşk

Genç bir erkeğin hayatının dizginlerini kendi ellerine alıp olgunlaşmasıyla ilgili yaşadıkları hakkında oldukça sürükleyici ve zaman zaman gülmekten gözlerinizden yaş getirecek kadar komik bir roman. Kısa bir süre sonra Maslow elinde iki bira ile meydanı geçerek yanıma oturdu. Bir süre sessiz oturduk, biralarımızı içtik ve gökyüzüne baktık. “Orada, yukarılarda bir yerde hayat olduğuna inanıyor musun?” “Ben burada, aşağıda hayat olduğuna bile inanmıyorum,” dedim. Maslow derin bir iç çektikten sonra sessiz kalmaya devam etti. “Sana planımın geri kalanını da söylemem lazım.” Maslow’un çılgın planını hazmetmek için bir dakikaya ihtiyaç duydum. Bir uçak, önümüzdeki gökyüzünün ortasından geçti. Yukarısı, yıldızların arası nasıldır ve yabancı bir yere doğru gitmek nasıl bir duygudur, hayal etmeye çalıştım.

Çelikten Düğümler

Bu kitap, Fransa’da yılın en iyi polisiyesine verilen Grand Prix de Littérature Policière 2013 ödülü sahibidir. Nisan 2001. Sık bir ormanın örttüğü ücra bir vadideki harabeye dönmüş bir çiftliğin mahzeninde, bir adam zincire vurulur. İsmi Théo’dur ve kırk yaşındadır. İhtiyar iki kardeş tarafından kaçırılıp, köleleri haline getirilir. Théo çılgınlığın kıyısındaki bu evrene nasıl yuvarlanmıştır? Aslında hiç de kolay bir av değildir. Atletik ve sert bir yapıya sahip Théo, ihtiyarlar kendisini ormanın dibinde tuzağa düşürdüğünde, hapisten yeni çıkmıştır. Zorluklara aşinadır. Sudan ve yiyecekten mahrum, bitap bir halde, mahzenin su sızdıran taşlarına yaslanıp bu kâbusa inanmayı reddeder. Cezaevinde direnmiştir, yaşlı gardiyanlarından da kaçıp kurtulacağına ant içer. “Okuyucuyu baştan uyaralım: Bu romanı bugüne kadar okuduklarınızla karşılaştırmayın. Klasik Fransız edebiyatı, psikolojik roman ve polisiye roman karışımı bu harika eserin eşi benzeri yok.” L’EXPRESS “Bu muhteşem (Amerikalıların tabiriyle) captivity thriller, tarzın klasiklerini ve Stephen King’in Sadist’ini hatırlatıyor.” Le Figaro Magazine

Köşenin Arkasında

Yunan filozofları, çağdaş komünizm sonrası aydınlar, Şark mimarları, dar çevreli ama güçlü ve etkili dünya kulüpleri üyeleri, Avrupalı dram yazarları, bir anda savaş mağdurlarına, savaş ve ekonomi mültecilerine dönüşen sıradan köylüleri anlatan bu roman sizi güldürürken düşündürecek hemen ardından da duygulandıracak. Köşenin Arkasında romanı kesinlikle sizi güldürecektir. Hemen ardından da üzeceğine, duygulandıracağına, düşündüreceğine inanmak istiyorum. Her halükarda, bir bölümüyle iç içe olan, bir bölümüyle ise birbirini takip eden ve zaman yelpazesinin İyonya ile Attika antik çağından çağdaş Avrupa, Asya ve Amerika’yı kapsayarak 1999 yılına dek uzandığı, daha doğrusu matematiksel ve sembolik olarak geçen yüzyılın son senesine odaklandığı en azından dokuz çizgide gelişen eylemlerden oluşan karmaşık yapılı bir düz yazı kitabıdır. Kitabın “Köşenin arkasında” şeklindek başlığı kendine has geometrik, ama aynı anda belirlenmemiş kaderci bir kavram içermektedir çünkü sürpriz, daha üst düzeyde bir geometrinin aksiyomu olarak kimsenin nasıl ve ne şekilde bilmemesine rağmen, bize darbe indirmeye hazır pusuda bekliyor işte orada, köşenin arkasında…

Van Gogh'un gözünden Londra

Sevgilim Londra, bizi 1873-1876 yılları arasında İngiltere’de yaşayan Vincent van Gogh’un gözünden karşı koyulmaz bir Londra turuna çıkarıyor. Sevgilim Londra kitabı, bizi 1873-1876 yılları arasında İngiltere’de yaşayan Vincent van Gogh’un gözünden karşı koyulmaz bir Londra turuna çıkarıyor. Ressamın gördüğü ve gezdiği Londra’nın anlatıldığı kitabın ilk bölümü, keyifli bir kent rehberi tadında. Öyle ki, kitabı okumayı bitirir bitirmez, soluğu beş yıldır yaşadığım Londra’da henüz gitmeye fırsat bulamadığım Van Gogh’un Brixton’da yaşamış olduğu evde aldım ve ardından evin hemen yakınındaki kentin kalabalığından uzak “Van Gogh Walk” sokağını ziyaret ettim. Ressamın ailesi ve arkadaşlarıyla yazışmalarının bulunduğu 902 mektuptan yola çıkarak bu kitabı yazan Kristine Groenhart ve Willem-Jan Verlinden, Van Gogh’un İngiltere’de geçirdiği yılların daha sonraki çalışmalarına büyük etkisi olduğunu, tablolarındaki sosyal adalet duygusunda ressamın dönemin fakir Londra’sındaki izlenimlerinin büyük etkisi olduğunu savunuyorlar. Van Gogh, İngilizceyi burada öğreniyor, İngiltere’deki yaşama çabucak adapte oluyor ve çabaları sayesinde üç yılın sonunda vaaz verecek konuma geliyor. Ailesine mektuplarında Londra’da neden mutlu olduğunu anlatırken, “Burada iyiyim, güzel bir odam var, İngilizleri, İngiliz hayat tarzını ve Londra’yı kendi gözlerimle görmekten büyük zevk alıyorum. Ayrıca …