İnsanlık Halleri

İnsanlık Halleri

Walter Benjamin’in, Baudelaire’den esinlenerek tasvir ettiği modern kent hayatının içine, Teoman’ın anlattığı modern aşk hikayelerini yerleştiririm hayalimde. Benjamin, büyük şehir insanını büyüleyen şeyin “son bakışta aşk” olduğunu söyler. Teoman da, sanki Benjamin’i yankılar gibi, son bakışta yaşanan aşkları anlatır. Bu aşk hikayeleri, varoluşsal yalnızlığın aşk karşısında kazandığı zaferleri, kaybetmenin büyülü melankolisini ve kendini tüketmenin hayata tahammül etmek için en iyi yol olduğunu anlatan hikayelerdir. Hem sıradan hem büyülü olan bu hikayeler, aynı zamanda hem çok acıklı hem de komiktir. Kahramanları hem çok güçlü hem de bir o kadar kırılgan; hem tutku dolu hem de bir o kadar yorgun.
Hepsinin ortak noktası yalnızlıkla damgalanmış olmalarıdır. Fakat bu, herhangi bir insanla giderilmesi imkansız, varoluşsal bir yalnızlıktır. Dünyaya fırlatılmış olmanın, seçmediği halde doğmuş olmanın, tüm seçimlerinin yükünü taşımanın, hiç kimseyle tamamlanamayacak olmanın dinmeyecek özleminin, hayatın anlamsızlığının ve dünyanın yabancılığının ifadesidir. Teoman’ın anlattığı insanları “kahraman” yapan şey, bu varoluşsal yalnızlıkla nasıl baş ettikleridir: kimi direnir, kimi yüzleşir, kimi çoktan uyuşmuş, yabancılaşmış, kimiyse umutsuzca teslim olmuştur…

Diğer detaylar:

Yazar: Teoman | Yayın Tarihi: Mayıs 30, 2016 | Sayfa Sayısı: 178 Sayfa | Boyut: 13,5 x 21 | ISBN: 9786054609895
Satın al:

Walter Benjamin’in, Baudelaire’den esinlenerek tasvir ettiği modern kent hayatının içine, Teoman’ın anlattığı modern aşk hikayelerini yerleştiririm hayalimde. Benjamin, büyük şehir insanını büyüleyen şeyin “son bakışta aşk” olduğunu söyler. Teoman da, sanki Benjamin’i yankılar gibi, son bakışta yaşanan aşkları anlatır. Bu aşk hikayeleri, varoluşsal yalnızlığın aşk karşısında kazandığı zaferleri, kaybetmenin büyülü melankolisini ve kendini tüketmenin hayata tahammül etmek için en iyi yol olduğunu anlatan hikayelerdir. Hem sıradan hem büyülü olan bu hikayeler, aynı zamanda hem çok acıklı hem de komiktir. Kahramanları hem çok güçlü hem de bir o kadar kırılgan; hem tutku dolu hem de bir o kadar yorgun.
Hepsinin ortak noktası yalnızlıkla damgalanmış olmalarıdır. Fakat bu, herhangi bir insanla giderilmesi imkansız, varoluşsal bir yalnızlıktır. Dünyaya fırlatılmış olmanın, seçmediği halde doğmuş olmanın, tüm seçimlerinin yükünü taşımanın, hiç kimseyle tamamlanamayacak olmanın dinmeyecek özleminin, hayatın anlamsızlığının ve dünyanın yabancılığının ifadesidir. Teoman’ın anlattığı insanları “kahraman” yapan şey, bu varoluşsal yalnızlıkla nasıl baş ettikleridir: kimi direnir, kimi yüzleşir, kimi çoktan uyuşmuş, yabancılaşmış, kimiyse umutsuzca teslim olmuştur…